16 Mayıs 2010 Pazar

Sessizliğin ve Kimsesizliğin İçinde

Annemden mi babamdan mı aldığımı bilmediğim bu duygusal yanımdan sıkıldım, yeter ya. Durmadan ağlamaktan beter oldu gözlerim. Bu gün öyle sıcak ve üzücü bir gündü ki.Evde de kırıcı bir hava var yine.Beyimize laf söylenmiyor maalesef. Salona özel eşyalarını koyup dağıttığı için kaldırmasını söyleyince tahammül gösteremedi, en iyisi konuşmamız olduğunu söyleyerek eşyalarını kaldırdı.Konuşmadığımız süre içinde ders almamışsın gibi bir şey söyledi. Ne dersi alacaksam artık bilmiyorum. Kendisi küsüp kendisi barıştı şimdi yine kendisi küstü. İşte benim derdim de bu. Durmadan aynı şeyleri yaşamaktan bana da fenalıklar geldi. dengem bozuldu adeta. yeter ya, bu evlilik işi çocu işi değil ki. Sorun konuşulmadıkça böyle uzar, katlanır gider işte. Suratının süngüsü düştü. Karardı iyice, böyle olduğunda korkunç korkutucu oluyor kendisi. Korkuyorum ben onun bu halinden ama belli etmiyorum ona. Evde temizlik yapıyordum geldiğinde zaten. İşime devam ettim.Yolların bozuk oluşu ve civarda yapılan inşaatlardan gelen toz toprak evi bir günde toz içinde bırakıyor bu sene. Kışın iyiydi ama etraf kuruyunca bütün toz ayağa kalktı. Azıcık kapı pencere açsak evin içine yağmur gibi yağıyor tozlar. Oturma odası hariç her yeri sildim. Çamaşır da yıkanıyor bir taraftan. Bazı evraklarımı düzenledim.Notlarımı tek bir defterde birleştirdim. Evet, gerçekten ben ve eşim bir dargın bir barışık nereye kadar gideceğimizi merak ediyorum.Birimizden biri noktayı koyacak onu da zaman gösterecek sanıyorum. Bu nokta ya yakın bir zamanda aniden konacak yada bir müddet sonra olağan halde konacak.
Selin İpeklerle Gordiona'a gitti, biraz önce geldiler ama içeri girmediler, dışarda oynayacaklarmış. Saat 20.00 de evde ol, banyo yapacaksın dedim ama bakalım kaçta gelecek bu akşam.
Günlüğüm, işte ahvalim budur, bunları asıl günlük sayfama yazmadım çünkü arkadaşlarımın bilmesini istemiyorum. Nasılsa seni burada benden başka bilen yok, sen bu sayfada ol diye buraya yazdım.

Hiç yorum yok: