4 Mayıs 2010 Salı

Bilmem ki Neyi Düşünüyordum, Çağırıyordum?

Ne kadar, ne kadar boşluktayım, öylece yatmak ve uyumak, hiç bir şey düşünmeden, yorgunluk, ev, çocuk, iş ve kendimi düşünmeden, boş olmak için uyumak istiyorum. Unutmak kendimi, düşüncelerimi, uykunun kollarında bulmak istiyorum istediğim hayali, orada onunla kalmak istiyorum, uyanıp dönmek istemeden bu dünyaya. Ben yeniden başka bir ben olarak yaşamak istiyorum. Bunca yaşanmışlıkları yaşanmış saymıyorum ben.
O zaman bilmeden yaşamışım hayatımı, şişmdi bilerek, anlayarak yudum yudum içmek istiyorum hayat suyundan. Yaşam çok şey alıp götürdü benden, bunları biliyorum. Geriye alınması mümkün değil alıp götürdüklerinin. Yakında yine kapımı çalacaktır, son kalanlarımı da alıp götürmek için. Bunun mücadelesi içindeyim, son kalanları kurtarmak istiyorum. Benden bana kalan son şeyler onlarım.

Ne heyacanla açıyorum kollarımı, bana gelmelisin, her zaman, benim olmalısın, ama bakışlarım neden hüzün dolu, bundan niye kurtulamıyorum halen. İçimden gelen bu hüzün beni yedi bitirdi adeta. Onsuz yapamıyorum, yeter seni istemiyorum, artık ben de hüzünlü bakmak istemiyorum dünyaya, sevgiyle, sevinçle, neşeyle, gırgırla bakmak istiyorum. Çünkü ben buyum aslında. Sevinç,neşe, gırgır ve heyacan, macera. Bunlar beni anlatmalı sana. 
İnadına güneş, inadına gün batımı. Çok hatıralarım var seninle güneş. Bilirim pek sevişmeyiz seninle ben. Benim seni sevdiğim gibi sevmezsin sen beni. Bana karşı kırıcı, haşin ve acı davranırsın her zaman. Bütün bunlara ben hep katlandım, sana olan sevgim bitmedi, küsmedim sana, kendimi kapatmadım sana karşı. Ne zaman seni bir deniz üzerinde son halinle görsem, suda yansıyan renklerine baksam hep yeniden aşık oldum ben, bilesin. Bu aşk, sevme gücü bende hep var. Sen iste, ben sana verebilirim. Ama sen bana niçin hep alerji yaptın, anlamadım bunu hiç. Artık seninle birlikte bulunmuyorum işte. Küsmedim ama uzaklaştım sadece, kendi iyiliğim için yani. 
Yüzüme vuran yansımaların bile beni hüzünlendirdi. Çünkü bu ışınların gelecekte yakıcı olacak, o zaman dayanabilir mi bu narin ten sana bilemiyorum.Dayanamaz,dayanmaz artık, pes ettim çoktan, bazen kararlı bazen kararsızım sana karşı, bazen çok iyiyim bazen de kinciyim. Bana yaptıklarını hatırladıkça kızıyorum ama yine de küsmüyorum bak. Kısa kollu giyiyorum, mecburen ışınlarında yürüdüğüm de oluyor, ama bir ara aldığım ve 45 derece sıcaklık yaptığın İstanbul'da kullandığım güneş şemsiyem duruyor halen. Belki de bu yıl kullanırım onu yeniden. Burada yadırganır mı bilmem.

Hiç yorum yok: