Geçtiğimiz cuma akşamı Selin kusunca, ertesi gün de kahvaltı dahil pek bir şey yemeyip ama yine yaramazlığına ve haydutluğuna devam edince benden dayak yedi. Tamam anneciğim, bir daha yapmayacağım anneciğim deyip bir yığın söz verdi ama hepsini yarım saat içinde unuttu gitti bile.
Pazar günü dışarı parka çıktı. Duvar tepelerinden atlayıp başkasının balkonuna geçmeler ve eve gelmemek için bir yığın inatlaşmalardan sonra evde de huzursuzluğa devam edince artık onun annasi olmayacağımı ve kendisini çocuk yuvasına vereceğimi söyledim. Banyosunu yaptırırken ona kimsesiz çocukların kaldığı yuvalar hakkında basın yayından edindiğim bilgilere ben de eklemeler yaparak anlatıyorum. Selinin yüzü bayağı asıldı. Acaba ne düşünüyor diye bir çok soru sorup anlamaya çalıştım. Bir de çocuk bana kinlenip garez bağlamasın! Büyüğünce bunun hesabını sormaya kalkmasın diye de aklıma gelmiyor değil.Banyonu kendin yapıcaksın, yemeklerini kendin yiyeceksin, eşyalarını kendin toplayacaksın diye bizim evde Selin"in yapmadığı ne kadar çok şey varsa hepsini sıraladım. Eşyalarını toplayıp gitmeye bile kayktı. Onları bırak, ben yeni çocuğuma giydireceğim, götürmene izin vermiyorum deyince bozuldu.
Babamız da yuvayı güya arayıp arabayı istedi. Yarım saat kadar sonra kapıcı kapıyı çalıp belediyenin ücretsiz sefer yapan arabası ile ilgili bir şey imzalatmaya gelmez mi! Selin yuvanın şöförü zannetti, beni göndermeyin diye ne göz yaşı döktü. Ben de ne katı kalpliyim, fırsatı iyice değerlendirip, Selin"in ağzından epeyce söz aldım: ARTIK ZAMANINDA YATILACAK, YEMEK SEÇİLMEYECEK, ANNEYE BABAYA KARŞI GELİNMEYECEK, YAPMA DENİLEN ŞEYLER YAPILMAYACAK!
Yavrum hıçkırıklar içinde hepsine peki dedi. Ve gece hadi yatıyoruz deyince sesi çıkmadı. Gidip yattı. Ertesi gün de öyle. Daha ertesi günde. Yalnız yemek konusunda söylediklerini tutmadı. Halen ben yediriyorum. Neyse yiyor ya..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder