6 Nisan 2006 Perşembe

Her Şeyden Biraz

Artık bahar geliyor. İçimiz kıpır kıpır. Tabiat uyanıyor. Bizim de tabiatımız uyanıyor.İnsanlar ilkbaharda daha coşkulu, daha mutlu oluyorlar değil mi? Bu mevsimde aşkı arıyorlar. Gençler cıvıl cıvıl. Sadece gençler mi? Gönlü genç olanlar da. Aşkın yaşı yok ki...

Yine ufak bir depresyona yakalandım. İçimi bir sıkıntı, bir mutsuzluk kapladı. Ama nedenini biliyorum ben. Canım bir şeye sıkılınca böyle olurum. Sıkıntım geçince depresyonum da geçer.

Yazacak çok şey var ama henüz yazmak için hazırlıklı değilim. Umuyorum daha iyi şeyler yazabileceğim ileride.

Sevgiyi bilmeyen var mı aramızda? Yok tabii... O öyle bir güç ki insanı çelik gibi yapar. bükülmez, eğilmez yapar.

Nefreti bilmeyen de yok değil mi aramızda...

Yok tabbi ki . Hepimiz bir şeyden, birilerinden nefret etmişizdir. Sevginin yapıcı ve olumlu tesirinin aksine nefretin yıkıcı ve olumsuz tesiri bizi yıpratır. Sürekli kaşlarımızın çatılmasına,hep nefret ettiğimiz şeyi düşünmemize neden olarak sürekli nefretle yaşamamıza neden olan nefret kötü bir şeydir. Süratle ona arkamızı dönmeli, uzaklaşmalıyız. Nefrete kendimizi alıştırmamalıyız. Evet, yanlış duymadınız, nefret etmek de insanda alışkanlık yapabilir. Sevmekten daha kolay bir duygu olduğu için nefret etmeyi, burun kıvırmayı seçebilir insan.
Tabii bu satırları okuyanlar arasında mesleği Ebelik olanlar bulunacaktır. Doğum yaptırmışlardır mutlaka. Lafı uzatmayalım efendim, ben de bir Ebe olarak çok doğum yaptırmış bulunmakla birlikte benim için özel olan bir bebek var ki her zaman gözümün önüne gelir. Bundan 22 sene önce Samsun Ladik Merkez Sağlık Ocağı Ebesi iken Sağlık Ocağına bir gebe getirdiler. Ben de nöbetçi Ebe olarak muayene ettim ki bebek ters geliyor.Makat gelişi. Sağlık Ocağı şartları ile değil hastahane ortamında doktor tarafından yaptırılması gerekli bir doğum bu. Hizmetli personelimizi gebenin kocasını bulmak üzere çarşıya koşturdum. Adamcağız sağır ve dilsizmiş. Personel geldi, bulamadığını söylediler. Günlerden de Cuma. Arkadaşlardan birisi belki camiye Cuma namazına gitmiştir deyince personeli camiye de koşturduk ama sağır ve dilsiz olan kocayı bir türlü bulduramayınca gebe kadını Havza Devlet Hastahanesine de sevk edemedik. Kadının da çok ağrıları olmaya başladı. doğum her an olabilir, bebek her an gelebilir. Kadını doğum masasına aldık. İki Ebe arkadaş da benimle beraber doğum odasına girdi. Onlar beni asiste edecekler. Bende çiçeği burnunda yeni mezun bir ebeyim. İlk defa makat geliş bir doğum yaptıracağım. Çok stresliyim. Ya bebeğin çenesi takılırsa, ya bir problem olursa ne yaparım diye korkuyorum.Korktuğum hiç bir şey olmadan bebeği çok büyük şans mı diyeyim, yoksa okulda öğrendiklerimi çok iyi mi uyguladım diyeyim, aldık efendim. Yarabbim o ne güzel bir bebek öyle. Bir kız çocuğu! Ama annenin bir hazırlığı yok ki bebeğe saralım. Daha önce doğuma gelen bir kadının unuttuğu bir pazar çantasının içinde eski eteklerden yırtılmış bez parçaları bulduk ve bebeği ona sardık. Fakir bir ailenin beşinci çocuğunu ben bu şekilde dünyaya gelmesine yardım ettim. Halen o bebeğin güzel pembe yüzü ve içine doğduğu fakir hayat hep aklımdadır. Sadece bunu sizlerle paylaşmak istedim. Halimize şükredelim diye efendim.



Hiç yorum yok: