28 Nisan 2006 Cuma

Dolma Çeşitleri

Pazı Dolması :

Malzemesi :
1 kg pazı
300 gr. az yağlı kıyma
3 baş soğan
1 çay bardağı pirinç
2 çorba kaşığı yağ
1/2 demet maydanoz
1-2 fiske kuru nane, karabiber, tuz

Yapılışı :
Pazıların sert saplarını kesin,yaprakları iyice yıkayın,soğuk suya tutarak diriltin.Pazı yapraklarını ortadaki sert damarın kenarından çizip keserek iki parçaya ayırın, üst üste koyun.Bir tencerede incecik kıydığınız soğanıbir çorba kaşığı yağ ile hafif ateşte sarartmadan öldürün.Soğan ılınınca içine yıkanarak 5 dakika ıslatılmış pirinç, kıyma,tuz, karabiber,ince kıyılmış maydanoz, bir iki fiske nane ve bir fincan su koyun, pirinçleri kırmadan yoğurun, dolma içini hazırlayın.
Hazırladığınız pazı yapraklarını tek tek alın, damarlar içte kalacak şekilde yayın,her pazı yaprağının içine yaprağın büyüklüğüne göre dolma içini koyun, lahana dolması gbi sarın.
Bir tencerenin dibine artan haşlanmış pazı yapraklarını yada saplarını yayın. Sardığınız dolmaları düzenle tencereye sıralayın,üzerine hafifçe tuz serpiştirin, bir çorba kaşığı yağ koyun, üzerini temiz bir porselen tabak ile kapatın,tabağın kenarından 1,5 bardak kaynar su koyun, hafif ateşte 20-30 dakika pişirin.

Kabak Dolması :
Malzemeleri :
1 kg ince dolmalık kabak
500 gr.ortayağlı, kol-kürek etinden koyun kıyması
1 büyük baş soğan
1 çay bardağı pirinç
1/2 demet dere otu
1 adet olgun domates
1 çorba kaşığı domates salçası
1 çorba kaşığı limon suyu
2 çorba kaşığı yağ
1-2 fiske nane( istenirse), tuz,karabiber

Yapılışı :
Kabakları yıkayıp, kabak oyacağının testere biçimli soyma kısmı ile kazıyın,yıkayıp, süzün ve kurulayın.Kabak oyacağını sağ elinizle çevirerek dikkatle kabakların içlerini oyun (içlerini bir kapta toplayarak ayrıca mücver yapabilir veya sebze çorbalarında değerlendirebilirsiniz)
Tencereye bir kaşık yağ ile kabuklarını soyarak rendelediğiniz domatesi koyun,bir iki taşım kaynadıktan sonra ateşten alın,içine çok ince doğranmış soğan, incecik kıyılmış dereotu, yıkanmış pirinç,sulandırılmış domates salçası, bir çorba kaşığı yağ,bir kaşık limon suyu,tuz ve karabiberi koyun,pirinçleri kırmadan yoğurun,yoğurma sırasında 1 kahve fincanı su koyun, iç hazırlayın.
Hazırladığınız içi oyulmuş kabaklara bastırmadan doldurun,doldurduğunuz kabakları, açık kısımları birbirini kapatarak, yatay şekilde tencereye dizin, üzerine tuz serpin.Kabakların üzerine ateşe dayanıklı, düz, porselen bir tabak kapatın, tencerenin kenarından iki bardak kaynar su koyun.2-3 dakika orta ısıda, daha sonra hafif ısıda yarım saat pişirin.

27 Nisan 2006 Perşembe

Değişik Kurabiye Çeşitleri

Portakallı Kurabiye
Malzemeler :
(8 Kişilik)
1 adet portakal suyu
1 portakal rendesi
250 gr. margarin
3,5 su bardağı un
1 su bardağı yoğurt
2 su bardağı toz şeker
1 yumurta
1 paket kabartma tozu

Yapılışı : Oda sıcaklığında erimiş margarini çukur kaba alın ve portakalın kabuğunu iri rendeleyerek margarin ve şekerle karıştırın.Karışımı krema haline getirin. Yoğurt, yumurta ve kabartma tozunu ilave edip karıştırın.Unu ekleyerek orta yumuşaklıkta bir hamur yoğurun ve portakal suyunu ilave ettikten sonra tekrar yoğurun.Hamurdan yarım limon büyüklüğünde parçalar kopararak yuvarlayın.Hamurları hafif yassıtıp yağlanmış tepsiye aralıklı dizin.Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 40 dakika pişirin.

Cevizli Kurabiye
Malzemeleri :
3,5 su bardağı elenmiş un
1 paket hamur kabartma tozu
1,5 su bardağı pudra şekeri
1/2 su bardağı yoğurt
250 gr.margarin
2 su bardağı ceviz
2 yemek kaşığı bal
3 yemek kaşığı süt

Yapılışı : 3,5 su bardağı elenmiş unu 1 paket hamur kabartma tozu ile karıştırın.1 su bardağı pudra şekeri, 1/2 su bardağı yoğurt, 250 gr.margarin ekleyip yoğurun.2 su bardağı cevizi 1/2 su bardağı pudra şekeri, 2 yemek kaşığı bal,3 yemek kaşığı süt ile karıştırın. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp unlanmış tezgahta merdane ile ince açın, üzerine iç malzemeler koyun, rulo yapın.Üzerlerine yumurta akı sürüp toz şeker serpin.180 C ısıtılmış fırında 20-25 dk.pişirin.
Kakaolu Kurabiye
Malzemeler :
1 paket yağ
1 su bardağı şeker
2 yumurta
1 paket kabartma tozu
Kakao-limon

Yapılışı :Hamur yoğurulur.İkiye ayrılır.Yarısına kakao konur.Her iki hamur aynı elde beze yapılır.Tepsiye dizilir,pişirilir.


Un Kurabiyesi

Malzemesi :
4 su bardağı un
1 paket tereyağ (250 gr.)margarin de olabilir tabii
3/4 su bardağı pudra şekeri
1 paket vanilya
1/2 su bardağı üzerine serpmek için pudra şekeri

Yapılışı :Unu eleriz.Ortasını açıp, oda hararetindeki tereyağını koyup,karıştırırız.Krem haline gelince vanilya ve pudra şekerini eleyerek ilave ederiz.Bütün unu iyice karıştırarakhamur haline getiririz.Küçük yumurta büyüklüğünde parçalar alıp, avucumuzda 1 cm kalınlığında yassıltırız. hafif yağlanmış fırın tepsisine bir parmak aralıklarla dizeriz.Orta hararetli fırında yarım saat civarında pişiririz.Fırından çıktıktan sonra üzerine sıcakken pudra şeeri serperiz.Soğuk ikram ederiz.İsterseniz hamuruna çekilmiş ceviz, fındık veya badem de koyabilirsiniz.Çay saatleri için sizi utandırmayacak bir ikramdır.


Beyaz Kurabiye

Malzemeleri:
1 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 paket margarin
Aldığı kadar un ( 500-600 gr)

Yapılışı :Malzemelerin hepsini yoğurun.Ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın.Üzerini parmakla bastırıp toz şeker serpebilirsiniz.Yada üzerine bir tane fıstık koyabilirsiniz.Önceden ısıtılmış fırında beyazlığını bozmadan tahmini 15 dakika pişirin.
Lor Kurabiyesi
Malzemeleri :
3 su bardağı un
250 gr.lor
75 gr.margarin
1 su bardağı pudra şekeri
1 pk.kabartma tozu
1 paket vanilin

Yapılışı :Oda sıcaklığında yumuşatılmış margarini, pudra şekeri ile iyice ezin.Üzerine lor, 1 yumurta akı, şekerli vanilin koyarak iyice karıştırın. Sonra kabartma tozu ve un ilavesi ile yumuşak bir hamur yapın.İstenen büyüklükte yuvarlak toplar haline getirip üzerlerine yumurta sarısı sürün.Önceden 175 C "ye ısıtılmış fırında 25-35 dakika pişirin.


Elmalı Kurabiye
Malzemeleri :
1 çay bardağı yoğurt
1 çay bardağı pudra şekeri
250 gr. margarin
1 paket kabartma tozu
1 paket şekerli vanilin, 2-3 rendelenmiş elma
3 çorba kaşığı toz şeker,1 tatlı kaşığı tarçın
1/2 kg un
Yapılışı: Unun ortası açılıp, yoğurt,margarin,pudra şekeri,kabartma tozu,şekerli vanilin konarak hamur yapılır.Merdane ile açılarak üçgen şekillerde kesilir.Ortalarına önceden tarçın ve 3 kaşık toz şekerle pişirilmiş elma konarak şekil verilir. Orta sıcaklıktaki fırında (150 C)pişirilir.

Mahlepli Kurabiye

Yapılışı : 1/2 çay bardağı sirke,3 yemek kaşığı yoğurt,250 gr.margarin, 1 çay kaşığı tuz,ikişer tatlı kaşığı mahlep ve toz şekeri karıştırın. Üzerine 3,5 su bardağı elenmiş un, 1 paket hamur kabartma tozu ekleyip yoğurun.0,5 cm kalınlığında açın ve değişik şekillerdeki kalıplarla kesin.Yağlanmış tepsiye dizip yumurta sarısı sürün.180 C"ye ısıtılmış fırında 15-20 dk.pişirin.

Kek Çeşitleri

Portakallı Kek

Malzemesi :
3 yumurta
3 su bardağı un
1 su bardağı şeker
1,5 çay bardağı sıvı yağ
1 su bardağı süt
1 paket kabartma tozu
1 dilim portakal kabuğu

Yapılışı :
Yumurtaları, yağı, şekeri derin bir kaba koyup çırpın.
Unu ve sütü ilave ederek çırpmaya devam edin. Hamurunuz akışkan bir kıvam almalı. Keki yağlı sevenler biraz daha yağ miktarını arttırsınlar.

Bir dilim portakal kabuğunu incecik doğrayıp hamura katın. Kabartma tozunu da ilave ederek iyice karıştırın.Yağlanmış kek kalıbınıza hamuru döküp 200 derecede ısıtılmış fırında 45 dakika pişirin. Afiyet olsun.

Cevizli Kek

Malzemeleri :
3 su bardağı un
1 su bardağı toz şeker
1,5 çay bardağı sıvı yağ
1 çay bardağı dövülmüş ceviz içi
1 çay bardağı süt
1 paket kabartma tozu
3 adet yumurta

Yapılışı :
Yumurta ve sıvı yağ derince bir kapta birlikte çırpılır. Şeker ilave edilir ve şeker eriyinceye kadar çırpıldıktan sonra un,süt ve ceviz içi eklenerek hamur karışımı akışkan bir hale gelinceye kadar çırpılır ve fırına vereceğimize yakın kabartma tozu ilave edilip yağlanmış kek kalıbına boşaltılır. Fırın 180 veya 200 derecede önceden ısıtılmış olmalıdır.Fırında 40-45 dakika arası pişirilir.


Ballı Kek

Malzemeleri :
1/2 su bardağı toz şeker
1/2 su bardağı bal
4 yemek kaşağı su
80 gr.beyaz çikolata
2 adet yumurta
1 su bardağı ceviz
2 su bardağı elenmiş un
1 paket kabartma tozu
1 çay kaşığı tarçın

Yapılışı :
Toz şeker, bal ve suyu kısık ateşte eriyinceye kadar karıştırarak pişirin.Ocaktan alıp ufalanmış çikolata, dövülmüş cevizi ekleyin.Çikolata eriyinceye kadar karıştırıp soğumaya bırakın.Çırpma kabında 2 adet yumurtayı mikser ile 2 dakika çırpıp, ballı karışım, elenmiş un, hamur kabartma tozu,tarçını ekleyerek 1 dk.daha çırpın.23x28 boyutlarındaki yağlanmış kek kalıbına döküp 180 derece ısıtılmış fırında 25-30 dk. pişirin.

Selin Yine Ateşleniyor

Dün eve gittiğimde Selincik hiç iyi görünmüyordu. Yavrumun yüzü iyice solmuş, yüksek ateşin etkisi ile dudakları çatlamaya başlamıştı. Arabaya binince çok susadığını söyledi. Eve gidince ilk işim suyunu vermek oldu. Çok acıktım diye sızlanmaya başladı. Yemekleri ısıtıp götürdüm ama yükselmeye başlayan ateşin etkisi ile pek yiyemedi. Ben yedirmek isteyince de çorbasını ve pazı yemeğini yemeyeceğini parmağı ile göstererek söyledikten sonra sadece bulgur pilavı ile yoğurdunu yedi.

Ateşi 38,5 C kadar yükselince pediatrik tylol hot poşetinin yarıdan fazlasını hazırlayıp içirdim. Kanapede yatmaya devam ediyor iken uyuyakaldı. Uykusu esnasında terledi. Alnını sildim. Ateşi düştü. Rengi kireç gibi görünüyordu. Durumuna canım sıkıldı.

Bir saat kadar uyuduktan sonra uyandı ve ben terli atlet ve diğer kıyafetlerini değiştirdim. Pişirdiğim şehriye çorbasından biraz götürdüm. Ben yedirince hepsini bitirdi. Ama başını tutamıyor. Kafasını koltuğun kenarına dayayıp ara ara uyansa da uyumasına devam etti.
Alnına baktım yine yükseliyor ateşi.Çocuğumu halsiz bıraktığı için ateş düşürücü veriyorum ama oda etkili değil bu pis ateşe, terledikten hemen sonra tekrar vücut ısısı artmaya başlıyor. Gece yatırırken ateş düşürü verdim. Gece yükselmesin diye. Saat 04.00 de ateşi 38C idi. Tekrar ateş düşürücü vererek soğuk uygulama yaptım.

40 dakika kadar sonra yavaş yavaş terlemeye başladı. Göğsüne ve sırtına terleyince çıkarmak üzere birer havlu koydum. Ve ben kızımın rahatlamaya başladığını hissettikten sonra uyumuşum.

Sabah eşim beni uyandırırken saatin 07.45 olduğunu ve çoktan kalkmadığım içinde sinirli bir tonla kalkmamı istedi. Uyanamadım ki kalkayım. Biraz geç kaldım işe de. Hem Beşiktaş trafiği hem de polislerin 1. Levent'te minibüse ceza yazmak için bekletmeleri beni iyice geç bıraktı.
Bu gün hava bayağı yağışlı. Selin evde. Babamız bakmaya çalışıyor. Ben de telefon ile uzaktan kumandalık yapıyorum. Bu günlük bukadar.

21 Nisan 2006 Cuma

Ünlü Türk Yazarlarımız ve İndirimli Kitapları

Bu gün yine Kabalcı Kitabevi'ne gittim. İki haftadır indirimli kitaplardan alıyorum. Beşiktaş"ta oturuyorsanız ve okumayı seviyorsanız veya çocuklarınız var ise siz de bu indirimlerden yararlanabilirsiniz.

Ömer Seyfettin"i çok severim. İlkokul yıllarında ne güzel öykülerini okumuştum. Geçen gün Kitapçının birinde indirimli kitaplar reyonunda Ömer Seyfettin adına rast gelince üzüldüm. Değerli bir yazarımız satamamış ta indirimle mi satıyor? Hemen bir kitabını aldım. Bu gün de gittim ikinci bir kitabını aldım. Kaça biliyor musunuz? 50 Ykr.a.

Yazarın Öyküleri :

İlk Düşen Ak

Yüksek Ökçeler

Bomba

Gizli Mabet

Asılzadeler

Bahar ve Kelebekler

Beyaz Lale

Mahçupluk İmtihanı

Hayatı :

1884 yılında Gönen"de doğdu. Ortaöğrenimini Edirne Askeri İdadisinde yaptı. Mektebi Harbiye"ye girdi.(1900) Burayı bitirince İzmir"e atandı.(1903)

Meşrutiyet"te Makedonya"da görev aldı.(1908-1910)

1911 yılında askerlikten ayrıldı ise de Balkan Savaşında yeniden göreve çağrıldı.Bu savaşta esir düştü.11 ay sonra serbest kalınca tekrar askerlikten ayrıldı.Kabataş Sultanisine edebiyat öğretmeni oldu.6 Mart 1920 de şeker hastalığından öldü.

Refik Halid Karay
Aşağıda kısaca özgeçmişini yazdığım yazarımızın Memleket Hikayeleri isimli kitabını bilmeyen yoktur aramızda. Lakin bu kitabı kadar duyulmamış aynı güzellikte olan diğer kitaplarından iki tanesini " BU BİZİM HAYATIMIZ" "SONUNCU KADEH"i Beşiktaş"taki Kabalcı Kitabevi"nin " İndirimli Kitaplar" reyonundan 50Ykr. ve 1.00 YTL"ye alabilirsiniz.
Hayatı :
1888 yılında Beylerbeyi"nde doğan Refik Halid 18.yüzyıl sonlarında bir kolu Mudurnu"dan İstanbul"a göçen Karakayış ailesindendir."Galatasaray Sultanısi" ve " Mekteb-i Hukuk"da okuyan yazar, Meşrutiyet sıralarında gazeteciliğe başlamıştır.Kısa sürede üne kavuşmuş, "Fecri Ati" edebiyat topluluğunun kurucularından olmuştur."Kirpi" adıyla taşlamaları ve siyasal yazıları sonucu İttihat Terakki hükümetince Anadolu"nun çeşitli illerinde 5 yıl sürgüne gönderilmiş, ancak 1.Dünya Savaşı"nın son yılı İstanbul"a dönebilmiştir.Dönüşünde Rebert Kolej"de öğretmenlik, Sabah Gazetesi başyazarlığı, iki kez Posta-Telgraf Genel Müdürlüğü yapan Refik Halid, bu ara tanınmış " Aydede" mizah dergisini de çıkarmıştır.

Bazı siyasi yazıları yüzünden memleketten ayrılmak zorunda kalan yazar, Haleb"e yerleşerek "Vahdet " gazetesini çıkarmış, Hatay"ın Türkiye"ye bağlanması yönünde çalışmaları ile katkıları olmuştur.

1938"de yurda dönen Refik Halid, çeşitli dergi ve gazetedeki günlük yazıları ve 20 kadar romanı ile yaşamını sürdürmüştür.

18.07.1965 tarihinde İstanbul"da ölen yazar; tekniği, dilinin güzelliği, taşlamalarının inceliği ve tasvirlerinin kuvveti ile ün yapmış, Modern Türk Edebiyatı"nın temel taşlarından biri olmuştur.

Halid Ziya Uşaklıgil
Halid Ziya Uşaklıgil"in Mai ve Siyah ile Aşk-ı Memnu"sunu duymayanımız var mı? Kırık Hayatlar ve Kadın Pençesi"ni de. İşte bu değerli yazarımızın da kitabı indirimli kitaplar reyonunda. Hemde 50 Ykr.
Kitap meraklılarına sesleniyorum her yerde arayıp da bulamayacağınız kitapları bulmak istiyorsanız Kabalcı Kitabevi tam size göre.
Oğlunun intiharını anlattığı " Bir Acı Hikaye" isimli kitabını 50 Ykr. aldım.

Hayatı : Servet-i Fünun romancılarından.İstanbul"da doğdu ve yine bu şehirde öldü.İlk tahsilinden sonra Fatih Askeri Rüştiyesi"ne gitti ve 17 yaşında okuldan ayrıldı. 1884"te "Nevruz" gazetesini, daha sonra "Hizmet" ve "Ahenk" gazetelerini kurdu. İzmir Rüştiyesi"nde Fransızca öğretmenliği yaptı. İdadide Türk Edebiyatı dersi okuttu.Reji müdürlüğü Başkatibi oldu. Servet"i Fünun dergisine girdi. En büyük romanları burada yayınlandı.Darülfünun"da batı edebiyatı dersleri verdi.Mabeyin Başkatibi, Ayan Üyesi oldu. Sessizliği, batı müziğini, kitap okumayı,çiçekleri severdi. Fransızca İngilizce,Almanca,İtalyanca,Arapça ve Farsça bilirdi.Roman, hikaye,tiyatro,mensur şiir, hatıra, hitabet, edebiyat tarihi, makale türünde eserler verdi.Romanlarında sosyal ve psikolojik konuları işler. Kahramanları gerçek hayattan alınmıştır.150"den çok hikayesi vardır.Modern Türk hikaye ve romanının babası sayılır. Çevirileri de vardır.

Eserlerinden Bazıları :

Aşka Dair

İhtiyar Dost
Hepsinden Acı

Nemide

Saray ve Ötesi
Solgun Demet

İzmir Hikayeleri
Aşk-ı Memnu

Bir Ölünün defteri
Bir Şiir"i Hayal

20 Nisan 2006 Perşembe

İnsani Yardım Vakfı

KURULUŞ AMACI
Bosna savaşıyla beraber hızlı bir şekilde çalışmalara başlayan ve bu çalışmalarını Çeçenistan savaşında da sürdüren gönüllüler 1995 yılında bir araya gelerek İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı'nı kurarlar. Temel amaç bellidir

Nerede olursa olsun sıkıntıya düşmüş, felakete uğramış, savaş, tabi afet vb. sebeplerle mağdur olmuş, yaralanmış, sakatlanmış, aç ya da açıkta kalmış, zulme uğramış tüm insanlara gerekli insani yardımı ulaştırmak ve bu insanların temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmemesi için gerekli tüm girişimleri yapmak vakfın temel amacıdır.

MİSYONU
İHH, kimsenin gidemediği mazlum ve mahrum coğrafyalara gitmek, ulaşılmaz denilen yerlere ulaşmak, adı-sanı unutulmuşlara bir selamın, bir umudun adı olmak için var.

İHH,Her türlü insanlık suçlarının işlendiği savaş bölgelerinde muhacir olmuş yaşlı, kadın, çocuk, hasta ve yaralının hayata ümitle bakışını kaybetmemesi için, onların ekmeği, çadırı, ilacı olmak için var.

İHH,tarihi bir misyon üstlenerek değişen dünyada değişmeyen değerlerin yaşatılmasını sağlamak için var.

ÇALIŞMA ALANLARI
ACİL YARDIM

- Temel gıda ve temel ihtiyaç maddeleri yardımı

- Barınma yardımı

- Hijyenik ve temizlik maddeleri yardımı

- Teknik malzeme yardımı

SOSYAL YARDIM

- Kimsesizlere yapılan yardımlar

- Kurban yardımı

- Fakir aile ve mültecilere ayni yardımlar

SAĞLIK

- Yaralıların tedavisi

- İlaç ve tıbbi malzeme yardımı

- Sağlık çadırları kurulması

- Mobil hastane oluşturulması

- Sağlık taramaları

EĞİTİM

- Kırtasiye yardımı

- Öğrenci barındırma

- Burs verme

- Eğitim programları uygulaması

- Kitap Basımı ve Dağıtımı

İNSAN HAKLARI

- İzleme Komiteleri oluşturulması ve gözlem

- Rapor yayını

- Çözüm önerileri

VAKFIN AMACINI GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN YAPACAĞI TASARRUFLAR VE VAKFIN MALVARLIĞININ SEVK VE İDARESİ

Madde 6: Vakfın senelik gelirlerinden idare, teftiş, muhafaza ve murakabe masrafları çıktıktan sonra gelirinin % 80'i 903 s. lı Kanunun 4. Maddesinde zikredilen umumi, hususi ve katma bütçeli kuruluşların bütçeleri içerisinde yer alan hizmetlere bu vakıf senedindeki esaslara göre sarf ve idare edilir. Bu sebeple vakıf;

a- Amaçlarından birini veya tamamını gerçekleştirmek için faydalı ve gerekli gördüğü bütün teşebbüs, tasarruf ve işlemleri icra eder. Vakıf mütevelli heyeti veya onun atayacağı yönetim kurulu kararı ile yurt içinde veya dışında gerekli yerlere şube veya temsilcilikler açar, faaliyet alanına giren kurumları kurar, aynı alanda yurt içinde veya dışında faaliyet gösteren diğer kuruluşlarla işbirliği yapar, yardım eder, yardım alır.

b- Gayrimenkul alabilir, satabilir, kiraya verebilir, kiralayabilir, ayni veya şahsi haklar tesis edebilir, takas edebilir, iştirakler kurar, sona erdirir, kurulu bulunanlara ortak olabilir, ortaklıktan ayrılabilir, gerektiğinde izale-i şuyu davası açabilir.

c- Her türlü kültürel ve sosyal organizasyonları yapar, yarışmalar, paneller, müzayedeler, çekilişler, konserler organize eder. Malvarlığını arttırmak amacıyla her türlü ticari zirai ve sınai işlemler yapar.

d- Her türlü ihaleye girer, pey sürer, menkul veya gayrimenkul teminatı gösterir. Taahhüt altına girer.

e- Malvarlığına ilişkin bütün temliki muameleleri yapar.

Afrika yardım bekliyor!
İnsanların bir bardak su için kilometrelerce yürüdüğü, bir pirinç tanesine onlarca elin uzandığı Afrika’da yaşanan bu drama kayıtsız ...

Somali: Susuzluğa yağmur olalım
Susuzluk ve açlık nedeniyle ölümlerin başladığı Somali’de su bulamayan insanlar idrarlarını içerek hayatta kalmaya çalışıyorlar.
İHH İnsani Yardım Vakfı Battal kasabasındaki en yoksul 15 aileyi tespit etti ve bu 15 aileyi ev sahibi yapmak için kolları sıvadı.

BAĞIŞ
İnsani Yardım Vakfı"nın bağış için hesap numaraları aşağıdadır. Duyarlı insanlarımızdan büyük küçük demeden katkılarıyla büyüyecek hesaplar için yardımlarımızı beklemekte..

1. Bizzat elden:
Eğer İstanbul’da ikamet ediyorsanız, İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Fatih ilçesinde bulunan merkezine gelerek elden makbuz karşılığında bağışlarınızı teslim edebilirsiniz.
2. Posta çeki ile:
Bulunduğunuz yere en yakın Postaneden İHH İnsani Yardım Vakfı'nın 1605451 nolu posta çeki hesabına yatırabilirsiniz. Bunu yaparken dekontun açıklama kısmına bağış türünü yazdırmayı unutmayın.

3. Banka havalesi veya EFT ile:
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın banka hesap numaralarına havale ya da EFT yapabilirsiniz. Bankadan havale gönderirken ya da hesabınızdan EFT yaparken açıklama kısmına bağış türünü belirtmeyi unutmayın.
Tüm bağışlar için
a) Ziraat Bankası (Fatih Şubesi–İstanbul)
Şube kodu: 488
YTL: 2124994-5007

USD: 2124994-5008

EURO: 2124994-5012

b) Vakıfbank (Valide Sultan Şubesi-İstanbul)
Şube kodu: 345

YTL: 2014008

USD: 4014006

EURO: 4014007
Afrika Yardım Kampanyası bağışlarınız için
a) Ziraat Bankası (Fatih Şubesi-İstanbul)
Şube Kodu: 488

YTL: 53 53 53 53 - 5007
USD: 53 53 53 53 – 5008
EURO:53 53 53 53 – 5010

Çörek,Börek,Pilav ve Çorba Çeşitleri

Haşhaşlı Çörek Malzemeleri :

3,5 su bardağı un

50 gr.margarin

1 paket Dr. Oetker kuru maya ( 40 gr.)

1,5 çay bardağı ılık süt

1/2 çay bardağı toz şeker

1 çay bardağı dövülmüş haşhaş ( Ceviz de kullanılabilir)

1/2 çay bardağı tahin

2 yumurta; bir yumurtanın sarısı üstüne sürmek için ayrılır.
Tuz

Yapılışı :Malzemeler karıştırılıp birlikte yoğurulur.Çok sert olmayan bir hamur meydana gelmelidir. Eğer un yedirilememişse biraz süt veya tahin ilave edilmelidir.Elde edilen hamurun kabarması beklenir.Hamur 9-10 parçaya bölünür.El ile yuvarlanıp yağlanmış tepsiye dizilir.Tepside 1/2 saat dinlendirilir. 170 C ısıtılmış fırında 15-20 dakika pişirilir.


Peynirli Tepsi Böreği Malzemeleri :

 yufka

3 yumurta

1/2 litre süt

1 çay bardağından biraz fazla ayçiçek yağı

1 demet maydanoz

200 gram kadar beyaz az yağlı peynir

Yapılışı :

3 yumurta, yağ ile derin bir kapta çırpılır. Süt ilave edilerek tekrar çırpılır. Maydanozlar ayıklanıp yıkanır, yaprak kısımları ince doğranır.Fırın tepsisinin dibi çok az bir yağ ile yağlanır. İlk yufka tepsinin kenarlarından taşacak şekilde olduğu gibi tepsiye yayılır.Sütlü karışımdan yufkanın bütün yüzeyine gelecek şekilde dökülür kaşığın tersi ile yufkaya yedirilir. Dışarı sarkan yufka parçaları tepsinin içine toplanarak onlarında üzerine sütlü karışım dökülür. İkinci yufka parçalara bölünerek düzgün bir şekilde tepsiye serilir. Her serilmeden sonra karışımdan bolca dökülür. İkinci yufka serilip bittikten sonra küçük parçalara ufalanmış olan peynir yufkanın yüzeyine her tarafa eşit dağılacak şekilde serpilir. Sütlü karışımdan dökülür.Maydanozlar konur.Her tarafa güzelce dağıtılır.Üzerine üçüncü yufka parçalara ayrılıp konur. Her parçanın üzerine karışım dökülür. Dördüncü yufka bittikten sonra börek dilimlere bölünür. Kalan karışımın hepsi böreğe dökülür. Eğer arzu edilirse susam veya çörek otu ile süslenir. 10-15 dakika dinlendirdikten sonra 200 derecede ısıtılmış fırında 45 dakika pişirilir. Afiyet olsun.


Yeşil Mercimekli Bulgur Pilavı

Malzemeleri :

2 su bardağı pilavlık bulgur

1 çay bardağı yeşil mercimek

5 Su bardağı su

1 baş soğan

1 orta boy patates

2 yemek kaşığı zeytinyağı

1/2 yemek kaşığı tereyağı

2 yemek kaşığı domates salçası

İsteğe göre tuz

Yapılışı:

Sıvı yağ ile soğanlar ölünceye kadar kavrulur. Tereyağı ve salça ilave edilip salça da bir dakika kadar kavrulur.5 Su bardağı su tencereye koyularak yeşil mercimekler ilave edilir ve kaynamaya bırakılır. Su kaynamaya başladıktan bir kaç dakika sonra bulgurlar yıkanıp koyulur. Küp küp doğranmış patatesler ilave edilir.Tuzu kararınca koyulur. Orta ateşte 3-4 dakika kadar pişirildikten sonra altı kısılır, kapağı kapalı olarak bulgurlar suyunu çekinceye kadar pişirilir. Afiyet olsun.


Buhara Pilavı ( Özbek Pilavı )

Malzemeleri :

2 su bardağı pirinç8sarı çeltik cinsi)

2 orta boy soğan

3 yemek kaşığı tereyağı

500 gr havuç

1 avuç kuş üzümü

1 avuç iri sarı kuru üzüm

4 su bardağı tavuk veya et suyu

Tuz, karabiber

Yapılışı :

Pirinç tuzlu sıcak suda bekletilir.,yıkanıp suyu süzülür.Yayvan bir tencerede yağ eritip,ince doğranmış soğan sarartılır.Önceden kazınıp rendenin iri gözünden rendelenerek ( veya bıçakla kibrit çöpü inceliğinde doğranarak) hazırlanmış havuç ilave edilir.Yıkanıp suyu süzülmüş üzümler eklenir.Pilav kısık ateşte pişirilir.Demlendikten sonra eğer sofraya süslü bir şekilde getirilmek istenirse, tencereden kenarları süslü bir tabağa aktarılır, hafifçe bastırılıp, servis tabağına ters çevrilir. Afiyet olsun.


Meyhane Pilavı

Malzemeleri :
3 su bardağı bulgur

200gr.kuşbaşı koyun eti

3 yemek kaşığı margarin

5 su bardağı et suyu ( veya su)

2 soğan

3 domates

1 yeşil biber

Tuz, karabiber

Yapılışı :

Bir kapta 1,5 kaşık margarini eritin ve kuşbaşı eti kızdırılmış yağda kavurun,rengi iyice döndükten sonra ateşten indirin.Bu arada derin bir tencerede kalan yağı kızdırın, kabuğu soyulmuş, küp şeklinde doğranmış soğanı kavurun ve soyulmuş, ufak ufak doğranmış domatesle, yine ince ince kıyılmış biberi katıp hepsini birlikte bir kaç dakika kavurun.Ayıklanmış,yıkanmış bulguru içine atın, bulgur yağı iyice çekinceye kadar, malzemeyi kavurmaya devam edin.Et suyunu ve kavrulmuş eti de katıp tuz, karabiber ilave ettikten sonra tahta kaşıkla şöyle bir kez karıştırıp, ağır ateşte pişmeye bırakın. Bulgurların üzeri göz göz olunca, tencereyi ateşten indirin.Üzerini temiz bir bez örtün, kapağını da kapatarak demlendirin.


Kremalı Sebze Çorbası

Malzemeleri :

1 orta boy patates

1 büyük baş soğan

Yarım demet maydanoz

Yarım demet dereotu
2 orta boy havuç

1/2 çay bardağı pirinç

2 yemek kaşığı dolu dolu yulaf ezmesi

1,5 yemek kaşığı zeytinyağı

1,5 su bardağı süt

4 su bardağı su

Kararınca tuz

Yapılışı :

Tencereye suyu, doğranmış patates,havuç,soğan, maydanoz ve dere otunu, sıvı yağı koyup ocağa koyun.Kaynamaya başladıktan sonra pirinçleri yıkayıp ilave edin. Tuzunu isteğinize göre ayarlayın.Havuçlar pişince sütü ve yulaf ezmesini koyun. Yulaf ezmesi çorbayı koyulaştıracaktır. 3-4 dakika kaynadıktan sonra blenderdan geçirin. Eğer çorbanız sizin için çok koyu oldu isi süt ile çorbanızı sulandırabilirsiniz. Afiyet olsun.


Kereviz Çorbası
Malzemeleri :
3 adet orta boy kereviz
4 bardak et veya tavuk suyu
2 yemek kaşığı yağ
2 yemek kaşığı un
Tuz
Dereotu,maydanoz,limon suyu

Yapılışı :

Kerevizler rendelenir.Un yağda kavrulur,rendelenmiş kerevizlerin üzerine 4 bardak et veya tavuk suyu konur.Kavrulmuş un ilave edilir pişmesine yakın üzerine dereotu veya maydanoz koyulup,limon suyu ilave edilir.

Ispanak Çorbası:
Malzemeleri :

1 kilo ıspanak

1 kuru soğan

1 bardak süt
1 kahve fincanı un
2 litre et veya tavuk suyu
Tuz, karabiber

Yapılışı :

Az suda ıspanaklar hafif haşlanır ve süzülür. İnce ince kıyılır.Tencerede kuru soğan kavrulur.Un katılır,kavrulur. Ispanaklar katılır.Tuz karabiber ilave edilir. Süt ve ıspanak suyu et suyu katılır ve kaynatılır.

İrmik Çorbası :

Malzemeleri :

100 gram ince irmik

6 su bardağı et suyu

2 fincan süt

3 yumurta
biraz tuz

Yapılışı :

Et suyunu biraz tuzla tencereye koyup, ocağa koyun. Kaynamaya başlayınca karıştırarak irmiği ilave edin. Çorbayı böylece yavaş yavaş 15 dakika kadar kaynatın.Bu arada da başka bir kapta yumurta sarıların, çatalla iyice çırpın ve sütü ilave edin.Bu sütlü yumurta sarısı karışımını karıştıra karıştıra kaynayan çorbaya katın. Çorbayı sıcak olarak servis yapın.

Sebze Çorbası :

Malzemeleri :

( 4 Kişilik)
1/2 su bardağı pirinç
1 tavuk göğsü
2 havuç
1 patates
1 yumurta
1 limon suyu
1 çorba kaşığı un
2 dal brokoli yaprağı
1/2 demet maydanoz
Tuz,kırmızı biber
Zeytinyağı

Yapılışı :

Tavuk göğsünü bir tencerede haşlayın.Kaynayan suya rendelenmiş havuç,patates,pirinç ve tuzu ilave edin.Terbiyesini yapmak üzere yumurta,un ve limon suyunu iyice karıştırın ve kaynayan çorbaya ekleyin.Tavuk göğsünü küçük parçalara ayırıp çorbaya ilave edin. Üzerini brokoli ve maydanozlarla süsleyip, servis yapın.

Bezelye Çorbası :
Malzemeleri :
1 bardak kuru bezelye yada 1/2 kg. taze bezelye

1 baş soğan
1 adet patates
2 lt. et suyu
2 kaşık yağ
Dereotu, tuz, kırmızı biber

Yapılışı :

Bezelye akşamdan ıslatılır, taze bezelyeyi ıslatmaya gerek yoktur.Bir tencereye 1 kaşık yağ konur, ayıklanarak yıkanıp doğranan patates ve soğan ocakta 5 dakika karıştırılarak yumuşatılır.Et suyu eklenir, tuz atılır, ıslanan bezelye süzülür (yada ayıklanmış taze bezelye) tencereye koyulup iyice yumuşayıncaya kadar pişirilir.Bezelyeler ezilerek ince delikli süzgeçten başka bir tencereye geçirilir. 1 ya da 2 taşım daha kaynatılır.

Garnitürü : Çorba üzerine ince kıyılmış dere otu serpiştirilir. Bir kaşık kızdırılmış yağ, kırmızı biber katılarak dağıtım kasesine alınan çorba üzerine gezdirilir. Sıcak servis yapılır.

7 Nisan 2006 Cuma

Karadeniz ve Yaylaları

 Karadeniz kıyı boyunca yumuşak bir iklime sahipken iç kısımlara gidildikçe karasal iklim özelliklerini taşır. Yüksek dağları, kimi yerde çok güzel ovaları, şakacı, güleryüzlü, yardımsever, her halde havasından olacak çabucak sinirlenen insanları vardır. Bir yere gittiğiniz zaman hiç yabancılık çekmeden birisi evinde gibi çevresindekilerle konuşuyor ve hatta şaka bile yapıyorsa çoğu zaman bunlar Karadenizlidir.

Halen yaylalardan bahsetmediğimi biliyorum. Samsun"un Bafra ve Çarşamba ovalarından Kızılırmak deltasından bahsedip bir hatırlatma yapmak istedim. Samsun"da önce Bafra Ovası verir sebzeyi, pahalı olur bu mevsimde sebze. Satıcısı da alıcısı da Çarşamba Ovasının mahsül vermesini beklemektedir.Ve nihayet beklenen olur, Çarşamba Ovası doldurur tezgahları. Bolluk beraberinde ucuzluğu da getirir. Çok güzel kış kabakları, beyaz lahanası vardır Samsun"un.Bahçeli evlerinde kara üzümler olur, ev sahibi üzümü toplar, komşularına dağıtırdı benim çocukluğumda. Şimdi bu evler kaldı mı, yoksa yerlerine birer apartman mı dikildi bilemiyorum. Samsun fuarı, Atatürk Anıtı. Atatürk Müzesi, Eski Camii"si aklımda kalan küçük birer anı.Annem elimden tutup Atatürk"ün Samsun"da kaldığı evi görmeye götürmüştü beni.Ağustos ayında Samsun Fuarı açıldığında mahalleli muhakkak fuarı gezmeye giderdi. Kapanmadan bütün mahalleli gidip görürdü. Çok çeşitli eğlence imkanı sunan fuarda herkes kesesine göre kendine uyan bir eğlence bulurdu. Çocukların eğlence anlayış da tabii ki luna park, balon vs.

Sevgili ziyaretçiler ben size adını çok çok duyduğunuz ama belkide hiç görmediğiniz Karadeniz yaylalarından biraz bahsedeceğim. Okullar tatil olduğu zaman Gümüşhaneli aileler  arabaya atladığı gibi soluğu memleketlerinde alırlar. Köyde üç beş gün hasret giderildikten sonra ana baba ocağı yayla evlerine gidilirdi.
Yayla evleri taşlardan yapılmış iki katlı küçük evlerdir. Alt katlarında sığırları barınır. Üstte ise kendileri. Oda bulunmaz yayla evlerinde. Ocak ve ocağın etrafında  dört beş adet sekmen denilen küçük tabureden daha alçak tahtadan yapılmış oturaklar bulunur. Burası evin hem mutfağı hem oturma odası vazifesini görürü.
Yatak odası olarak bu büyük tek göz yerin duvar dibine yataklar serileri ve burası kullanılır. Banyo vs. bir leğen içinde burada yapılır. Tuvaletler dışarıya yapılmıştır.
Çok yüksek dağların üzerinde kurulduğu için yaylalarda sis çok olur. Bu sisle beraber yumuşak olan bu dağ toprağında hemen mantarlar biter ve çocuklar mntar toplamaya çıkarlar. Bulunan mantarların göbeğine biraz tuz konup ocaktaki közde pişir5ilir ve afiyetle yenir.
Genç kız ve genş erkekler koyun ve sığır sürülerini sabahleyin otlatmak için obanın ilerisine sürmeye gittiklerinde burada birbirlerini beğenir ve aşık olurlar. Aniden gelen sisin içinde görünmez olduklarında ilk öpüşlerini yaparlardı. Benim çocukluğumun yayla hatıraları bunlardan ibaret değil ama bu kadarını yazıyorum şimdilik. 











Kuşburnu Yağı

Kuşburnu yağı cilt koruyucu,yaşlanmayı geciktirici, kırışıkları önleyici( özellikle göz ve ağız çevresi) sert hava iklimlerinden koruyucu ve hücre yenileyici olarak kullanılmakta, kuşburnu yağının bu yararları içeriğinde bulunan doymamış yağ asitleri olan linoneik ( Omega 6), linoneik (Omega3) ve retinol( Vitamin A)"dan kaynaklanmakta olduğu, Piyasalarda ROSA CANİNA adı ile yer alan ürünlerde hiç bir katkı maddesi kullanılmayıp, %100 kuşburnu yağından üretilmişler. Bu ürünü ülkemizde ANP Tarım Sanayi ve Tic.Ltd.Şti. çıkarmakta olup irtibat telefonları aşağıda yer almıştır. Tel: +90 212 281 99 77

6 Nisan 2006 Perşembe

Fıkra Gibi Bir Anımdan

Bir diğer doğum anım ise Gelibolu"da çalıştığım yıllarda yaşadığım bir olayla ilgilidir. Daha o zamanlar Gelibolu"da Devlet Hastahanesi yoktu. Sahilde metruk eski bir binada Sağlık Merkezi bulunmakta idi. Bir gece nöbetimde buraya bir gebe getirdiler.Kadının kaçıncı gebeliği olduğunu şu an hatırlayamıyorum. Yalnız köyde doğum yaptırmak istenmiş, ara ebesi tarafından çok uğraşılmış ve kadının dış genital organlarında uğraşmaya bağlı zedelenme ve ödem oluşmuş. En ufak bir basıda kanayacak gibi durmaktalar. Ben hastayı muayene masasına alıp durumu görünce neye uğradığımı şaşırdım ve doğumunu benim yaptıramayacağımı söyledim.Her an bir kanama,yırtılma olabilir diye korkmaktayım. Kadın doğum doktoru olarak ilçede sadece Askeri hastahanede asteğmen olarak askerliğini yapmakta olan doktor var. Askeri hastahaneye gidebileceklerini söyledim. Hastalarını alıp gittiler.Aradan biraz zaman geçtikten sonra telefonumuz çaldı. Asteğmen kadın doğum doktoru nöbetçi ebe ile görüşmek istediğini söyleyince hizmetli telefonu bana verdi. Bunca uzun bir aradan sonra tam olarak diyaloğumuzu hatırlayamıyorum ama genel olarak şöyle bir konuşma geçti aramızda :

- İyi geceler Ebe Hanım

-İyi geceler Doktor Bey

-_ Şimdi burada ...adlı hasta var.

-Evet doktor bey

-Siz bakmışsınız ona, durumu ne kadar kötü öyle, sizin yaptığnızı söylüyorlar, deyince bu iftira karşısında ne yabilirim ki.

- Nasıl ben yapmışım, kendisi burada en fazla on beş dakika kaldı. Köyde ara ebesi doğumu yaptırmak için çok uğraşmış, doğum olmayınca da sağlık merkezine gelmişler, muayene etmek için masaya aldığımda durumunu gördüm ve bir doktora gitmeleri gerektiğini söyledim, dedim

Telefonu kapattığımda sinirden her tarafım titremekteydi.

Bir kaç gün veya bir hafta gibi bir zaman sonra bu asteğmen benim çalıştığım sağlık ocağına elinde bir kutu baklava ile gelip ebe hanımlarla tanışma, kendisini tanıtma eyleminde bulundu ve ona göndermiş olduğum gebeyi kast ederek şöyle dedi:

-Ben de zaten onlara inanmamıştım gibi bir şeylerle gönlümü almaya çalıştı. Ama ben ne tatlısından aldım ne de benimle konuşma girişimine izin verdim. Hastaya hoş görünmek uğruna beni telefonla arayıp "siz hastaya ne yapmışsınız "diyen birisine gösterebileceğim medeni tepki o an için buydu.



Her Şeyden Biraz

Artık bahar geliyor. İçimiz kıpır kıpır. Tabiat uyanıyor. Bizim de tabiatımız uyanıyor.İnsanlar ilkbaharda daha coşkulu, daha mutlu oluyorlar değil mi? Bu mevsimde aşkı arıyorlar. Gençler cıvıl cıvıl. Sadece gençler mi? Gönlü genç olanlar da. Aşkın yaşı yok ki...

Yine ufak bir depresyona yakalandım. İçimi bir sıkıntı, bir mutsuzluk kapladı. Ama nedenini biliyorum ben. Canım bir şeye sıkılınca böyle olurum. Sıkıntım geçince depresyonum da geçer.

Yazacak çok şey var ama henüz yazmak için hazırlıklı değilim. Umuyorum daha iyi şeyler yazabileceğim ileride.

Sevgiyi bilmeyen var mı aramızda? Yok tabii... O öyle bir güç ki insanı çelik gibi yapar. bükülmez, eğilmez yapar.

Nefreti bilmeyen de yok değil mi aramızda...

Yok tabbi ki . Hepimiz bir şeyden, birilerinden nefret etmişizdir. Sevginin yapıcı ve olumlu tesirinin aksine nefretin yıkıcı ve olumsuz tesiri bizi yıpratır. Sürekli kaşlarımızın çatılmasına,hep nefret ettiğimiz şeyi düşünmemize neden olarak sürekli nefretle yaşamamıza neden olan nefret kötü bir şeydir. Süratle ona arkamızı dönmeli, uzaklaşmalıyız. Nefrete kendimizi alıştırmamalıyız. Evet, yanlış duymadınız, nefret etmek de insanda alışkanlık yapabilir. Sevmekten daha kolay bir duygu olduğu için nefret etmeyi, burun kıvırmayı seçebilir insan.
Tabii bu satırları okuyanlar arasında mesleği Ebelik olanlar bulunacaktır. Doğum yaptırmışlardır mutlaka. Lafı uzatmayalım efendim, ben de bir Ebe olarak çok doğum yaptırmış bulunmakla birlikte benim için özel olan bir bebek var ki her zaman gözümün önüne gelir. Bundan 22 sene önce Samsun Ladik Merkez Sağlık Ocağı Ebesi iken Sağlık Ocağına bir gebe getirdiler. Ben de nöbetçi Ebe olarak muayene ettim ki bebek ters geliyor.Makat gelişi. Sağlık Ocağı şartları ile değil hastahane ortamında doktor tarafından yaptırılması gerekli bir doğum bu. Hizmetli personelimizi gebenin kocasını bulmak üzere çarşıya koşturdum. Adamcağız sağır ve dilsizmiş. Personel geldi, bulamadığını söylediler. Günlerden de Cuma. Arkadaşlardan birisi belki camiye Cuma namazına gitmiştir deyince personeli camiye de koşturduk ama sağır ve dilsiz olan kocayı bir türlü bulduramayınca gebe kadını Havza Devlet Hastahanesine de sevk edemedik. Kadının da çok ağrıları olmaya başladı. doğum her an olabilir, bebek her an gelebilir. Kadını doğum masasına aldık. İki Ebe arkadaş da benimle beraber doğum odasına girdi. Onlar beni asiste edecekler. Bende çiçeği burnunda yeni mezun bir ebeyim. İlk defa makat geliş bir doğum yaptıracağım. Çok stresliyim. Ya bebeğin çenesi takılırsa, ya bir problem olursa ne yaparım diye korkuyorum.Korktuğum hiç bir şey olmadan bebeği çok büyük şans mı diyeyim, yoksa okulda öğrendiklerimi çok iyi mi uyguladım diyeyim, aldık efendim. Yarabbim o ne güzel bir bebek öyle. Bir kız çocuğu! Ama annenin bir hazırlığı yok ki bebeğe saralım. Daha önce doğuma gelen bir kadının unuttuğu bir pazar çantasının içinde eski eteklerden yırtılmış bez parçaları bulduk ve bebeği ona sardık. Fakir bir ailenin beşinci çocuğunu ben bu şekilde dünyaya gelmesine yardım ettim. Halen o bebeğin güzel pembe yüzü ve içine doğduğu fakir hayat hep aklımdadır. Sadece bunu sizlerle paylaşmak istedim. Halimize şükredelim diye efendim.



Hastalıklar Bizi Bırakıyor

Epeydir canımızı sıkan hastalıklar en son olarak eşimi yakalamıştı, onun da yakasını bırakıyor artık, yavaş yavaş kendisine gelen eşim aramıza tekrar katıldı. Üçümüz yeniden bir aile olduk. Bu bizim Selin"in Selince söylediği ama bizi tam tanımlayan bir cümle.

Tuz Gölü İle İlgili Gerçek

-------------Mail olarak gelen bir önemli mesaj------------- (Lütfen dağıtıma yardımcı olun!)] Aşağıdaki bilgiler maalesef doğru... Sonra ' Türkiye neden kanserden kırılıyor..' diye soruyoruz..!?Tuz Gölü, Van Gölü'nden sonra ülkemizdeki ikinci büyük gölüdür...Uzunluğu 80 km olan Tuz Gölü'nün genişliği 48 kilometreyi bulur... Geniş bir alanı kapsamasına karşılık çok sığ bir göldür... Dünyanın en tuzlu göllerinden biridir... Litresinde 329 gram gibi çok yüksek oranda tuz ihtiva etmektedir... Gölün bu özelliğini değerlendirerek tuz elde etmek amacıyla kıyılarında çok sayıda tuzla kurulmuştur... Bu tuzlalardan elde edilen tuz Türkiye'nin gereksinimi olan tuzun büyük bölümünü karşılamaktadır... Türkiye'nin oldukça kurak bir yerinde yer alması nedeni ile busığ bölgelerde çok yoğun bir şekilde buharlaşma görülür... Doğu kısmındaki körfez dışında tümüyle kuruyan gölün tabanında,kalınlığı yer yer 30 cm.' i bulan mevsimlik bir tuz katmanıoluşmaktadır...Tuz Gölü'nün en derin yeri sadece 2 m.'dir. Öteki kesimlerin derinliği sadece santimetrelerle ölçülebilmektedir... Göle dökülen en önemli akarsular? Peçenekozu Deresi" ile "Melendiz Çayı"dir. Coğrafya bilgileri aynen böyle diyor. Coğrafya bilgilerine girmemiş acı gerçek ise sudur: Tuz gölüne dökülen en büyük akarsu Konya' nin şehir kanalizasyonudur... Çumra yönüne verilen kanalizasyon bu doğrultu üzerinden maalesef herhangi bir arıtmaya tabi tutulmadan doğrudan Tuz Gölü'ne akıtılmaktadır... Bir milyonu geçen şehir nüfusunun sanayi artıklarını da taşıyan şehir kanalizasyonu bizlere iyotlu ya da iyotsuz tuz olarak geri dönmektedir...Bu faciaya dur demek ve tuzun kokmasına fırsat vermemek için her sorumlu vatandasın üzerine düsen görevi yerine getirmesi gerektiği inancı ile bu mesajı ulaşabileceğimiz her kişiye gönderelim ve ilgilileri göreve davet edelim...Yoksa hepimizin yemeğinde Konya'lıların katkısı olmaya devam edecek.." Yrd. Doc. Dr. MUSTAFA DURAN PAMUKKALE UNIVERSITESI FEN-EDEBIYAT FAK. BIYOLOJI BOL. 20017 DENIZLI TEL:+90 258 2134030-1178 CEP:05334361297 FAX:+90 258 2125546

5 Nisan 2006 Çarşamba

Selin'i Çocuk Yuvasına Vermek

Geçtiğimiz cuma akşamı Selin kusunca, ertesi gün de kahvaltı dahil pek bir şey yemeyip ama yine yaramazlığına ve haydutluğuna devam edince benden dayak yedi. Tamam anneciğim, bir daha yapmayacağım anneciğim deyip bir yığın söz verdi ama hepsini yarım saat içinde unuttu gitti bile. Pazar günü dışarı parka çıktı. Duvar tepelerinden atlayıp başkasının balkonuna geçmeler ve eve gelmemek için bir yığın inatlaşmalardan sonra evde de huzursuzluğa devam edince artık onun annasi olmayacağımı ve kendisini çocuk yuvasına vereceğimi söyledim. Banyosunu yaptırırken ona kimsesiz çocukların kaldığı yuvalar hakkında basın yayından edindiğim bilgilere ben de eklemeler yaparak anlatıyorum. Selinin yüzü bayağı asıldı. Acaba ne düşünüyor diye bir çok soru sorup anlamaya çalıştım. Bir de çocuk bana kinlenip garez bağlamasın! Büyüğünce bunun hesabını sormaya kalkmasın diye de aklıma gelmiyor değil.Banyonu kendin yapıcaksın, yemeklerini kendin yiyeceksin, eşyalarını kendin toplayacaksın diye bizim evde Selin"in yapmadığı ne kadar çok şey varsa hepsini sıraladım. Eşyalarını toplayıp gitmeye bile kayktı. Onları bırak, ben yeni çocuğuma giydireceğim, götürmene izin vermiyorum deyince bozuldu. Babamız da yuvayı güya arayıp arabayı istedi. Yarım saat kadar sonra kapıcı kapıyı çalıp belediyenin ücretsiz sefer yapan arabası ile ilgili bir şey imzalatmaya gelmez mi! Selin yuvanın şöförü zannetti, beni göndermeyin diye ne göz yaşı döktü. Ben de ne katı kalpliyim, fırsatı iyice değerlendirip, Selin"in ağzından epeyce söz aldım: ARTIK ZAMANINDA YATILACAK, YEMEK SEÇİLMEYECEK, ANNEYE BABAYA KARŞI GELİNMEYECEK, YAPMA DENİLEN ŞEYLER YAPILMAYACAK! Yavrum hıçkırıklar içinde hepsine peki dedi. Ve gece hadi yatıyoruz deyince sesi çıkmadı. Gidip yattı. Ertesi gün de öyle. Daha ertesi günde. Yalnız yemek konusunda söylediklerini tutmadı. Halen ben yediriyorum. Neyse yiyor ya..

4 Nisan 2006 Salı

Babası Hastalıkta Selin'i Kıskandı

Babamız da Hasta Geçtiğimiz Perşembe günü babamızda hastalandı. Evde ki hasta sayısı ikiye çıktı. Cuma günü Selin benimle işe geldi. Babamız da doktora gitti. Boğaz enfeksiyonu, antibiotik yazılmış. Ateşi 38 C kadar çıkıyor. Selin de akşama kadar bilgisayarda oyun oynadı. Akşam eve gidince de ben yemeğini zorla yedirirken kustu. Mahsus kustu diye kızdım ona. Gece uykudan uyanıp kalktı, içtiği sütü kustu. Bu sefer ki gerçek bir kusmaydı. Sesimi çıkarmadım. Gece de ateşi oldu yine. Bir haftadır çocuk ateşle mücadele ediyor. Antibiotiksiz bu güne kadar geldik bakalım sonra ne olacak?