22 Nisan 2010 Perşembe

İçimdeki Ben Olacağım

Sabahleyin buz gibi Ankara rüzgarını karşıma alarak sitede iki turumu müzik dinleyerek ve gökyüzünün soğuk grimsi mavisine bakarak tamamladım.Bu sabah benden başka bir hanım vardı yürüyen ve gayretli bir yürüyüşü vardı doğrusu. Takdir ettim kendisini.
Ben her zaman gibi güvenlik görevlisinin selamından yine nasibimi aldım ve başımla selamına karşılık verdim, geçtim yanından. Spor aletlerinde çalışan bir adam vardı sanıyordum, yakınlaşınca bunun bir bayan olduğunu anladım.
Hatta emin olmak için iki üç defa o tarafa baktım, evet, galiba bayandı.Dün sabah gördüğüm sarışın kız kotlu ve beyaz montlu, elinde kitapları olduğu halde kıvırtarak yürüyüp yanımdan geçti, mi,nibüs durağına gidiyor. Ah gençlik!Ben de öyleydim, yani gençtim, güzeldim ve akıllıydım. Ama şimdi bunların hepsi azalmaya başladı. Akıl dahi azalıyor inanın bana. Sürekli zihni bir şeyle meşgul etmek doğrusu olur. Beyin jimnastiği yani. Tembelliğe alıştırmamak lazım. Öğrenmeye sonsuz açık bir organımız beynimiz. Okulda olduğu zaman gibi şimdi de çok çabuk öğrendiğimi söylemeliyim. Benim için hiç bir zaman zor diye bir ders olmamıştı.Şimdi de Selinle birlikte okuyor ve öğreniyorum yeniden. Derslerdeki tanımların, kavramların isimlerinin değiştiğini hayretle görüyorum, gördüğüm bir şey daha var ki, bilgi kirliliği, bir şeyin özü verilmeye çalışılmadan alt tanımların da aynı anda verilmesi  çocuklarda öğrenmede karışıklığa yol açıyor. Milli Eğitim Bakanlığının Müfredatları sık sık değiştirdiğini bilmekle birlikte kızım okula gidince ne kadar karışmış olduğunu da gördüm.

Yürüyüş bitti ve eve geldim. Zaruri konuşmaların dışında konuşma sesi olmayan eve. Oh! böyle ne güzelmiş yaşamak. Bu da bir nevi özgürlük değil midir? İsteyince konuşuyorsun, istemeyince de susuyorsun, seni bir şey için zorlayan yok, kendinle başbaşa kalıyorsun yani.Kendi dünyanı ön plana koyuyorsun, kendini tanıyorsun, sorguluyorsun, kararlarını gözden geçiriyorsun, artıyı, eksiyi görüp seçimini yapabiliyorsun. Dışardan bir uyaran yok, oh ne rahatlık. Bu senin seçimin. Bunu sen seçiyorsun, daha önce başka şeyleri seçtiğin yada seçmediğin gibi. Ya da seçimlerinden vazgeçtiğin şeyleri de tartıyorsun. Bu öyle kolay ve bildik bir yol değil. Hiç değil. Yeni bir karar aşamasındasın ve bunu kendin yapıyorsun. Bunu sen ve Allah biliyor sadece. Bu yaptığından pişmanlıkların olacaksa eğer bunun sonucuna da kendin katlanacaksın. Bunu göze alacak kadar cesaretin varsa sen bu değişimi gerçekleştirebilirsin ancak.
Atatürk ne demiş: MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR!
Evet, benim muhtaç olduğum güç de içimde, kanımda, zor da olsa onu ortaya çıkarmak, çıkarmaya çalışıyorum ve başaracağıma olan inancımda bir değişiklik yok. Ben bunu yapabilirim, bu değişim istiyorum. Ben; ben olacağım, başkasının beni değil!

Hiç yorum yok: