24 Şubat 2006 Cuma

Çocuklara Dair Bir Kaç Şey

Merhabalar.. Herkese, hepimize.. Ben içimden geçenleri, duyduklarımı, gördüklerimi, hayallerimi buraya aktaracağım. çocuklarımıza masallar büyüklerimizden nasihatler olacak burada.Kendi kızım Selin ile yaşadıklarım ve diğer çocuklar ile olan dialoglarımı burada sizlerle paylaşacağım.Çok sevgili varlığımız olan çocuklarımızı yeteri kadar ilgilenip, doğru büyütebiliyor muyuz acaba? Bütün anne ve babalar çocukları için en iyisini isterken, bu isteklerinin çocuklar üzerinde olumlu-olumsuz etkilerini fark edebiliyorlar mı? Bizim Selin her isteğinin bizim tarafımızdan kesin bir emir telakki edildiğini ve yerine getirildiğini gördükçe, sayısız istekleri ve emirleri olmaya başladı. Selin"in önünü alamaz olmuştuk artık. Sayısız istekler. Yapmadığımızı görünce kusuncaya kadar ağlama krizleri. Hepsini yaşadık biz bunların Selin"le. Şimdi yaşamıyor muyuz? Yaşıyoruz elbet. Ama daha az.Selin"in aklı ermeye başlıyalı biz de ona yaptırımlar uygulamaya başladık. Bunlar çizgi film kanalını seyredememe, sevdiği, istediği bir abur cuburu vermeme, istediği giysiyi giymekten men etme, erken yatma, gezmeye gitmeme gibi cezalar. Hiç istemiyorum ama bazen de dayak. Şunu gördüm kü dayağın çocuk eğitiminde ve terbiyesinde hiç yeri yok.Netice veren şey dayak haricindeki yaptırımlar oldu. Bu hafta sonu hasta oldum. Üzerinize afiyet gribe yakalandım. Yüksek ateşim oldu. Eşime ve kızıma hastalık geçmesin diye dikkat etmeye, eşimin isteği ile de maske takmaya başladım. Selin de hemen bende takacağım dedi. Ona da bir maske verdim. Canım yavrum, yanıma gelme, beni öpme kızım, sana da geçer dedikçe o bütün samimiyeti ve içtenliği ile bana yanaşıp durdu.Beni muayene etti. Eline bir dergi alıp oradaki resimlere bakarak hastalığımı söylememi istedi. Ona göre gerekli muayenemi yaptı. Pamuklu çubuklarla gözüme, kulağıma baktı. Doktorculuk oynarken kullandığı dile dikkat ettim. Benimle sizli bizli konuştu hep. İstirahat etmem gerekiyormuş, çok hastaymışım, doktorun verdiği ilaçları kullanmam gerekiyormuş. Sürekli istirahat etmeme rağmen hastalığımı atlatamadım. Ateş devam ediyor. Hem burnum, hem de gözüm akıyor. Geçen gün de tavuk yemmenin verdiği hassasiyet ile acaba kuş gribi mi oldum diye düşünmeye başladım. Selin"in de içine doğmuş gibi " anneciğim sen kuş gribi olma" diye eteğime sarılmasın mı"? Cumartesi akşam Selin televizyondaki dizilerini seyrettikten sonra banyo yapmak istedi. Leğene suyu dolduruyoruz. Kendisi yanına tokadır. taraktır, veya ona benzer şeyler getirerek onlarla leğenin içinde oyunlar oynuyor. Selin"i yıkamak çok zor. Bakıcımız küçükken gözüne sabun kaçırmış, o günden bu yana banyoda başını yıkattırmaz hiç. Beş yaşında oldu halen aynı sorun devam ediyor. Bu leğen işi iyi oldu. Oyun oynama bahanesi ile giriyor, bir mütted oynadıktan sonra da ben gelip banyosunu yaptırıyorum. Saçına şampuan sürdürtmemek için epeyce benimle mücadele ediyor ama bir şekilde tatlı sert bunun da üstesinden geliyorum. Bazen ödül vermeyi deniyorum. Etkili oluyor. Evde Selin gibi bir çocuk varken evde hiç sıkılmaya vaktim olmuyor.Bütün çocuklar gibi Selin de çok zeki. Bu kadar zeki olması bizi bayağı zorluyor tabii. Bir haftadır yemeklerini güzel yiyordu. Kreşde de iyi yediğini öğretmeni söylüyordu. Evde de biz yediriyoruz zaten. Son günlerde çorbasını kendisi içmeye, pilav, makarna gibi yemekleri de yemeye başlamıştı. Bende rahatça akşam yemeğimi yiyordum ki yine düzenimiz bozuldu dün. Yemeğini hiç yemediği gibi birde ağlama huyu çıkardı. Yemeği gördü mü ben bu kadar mı koy dedim, ben bunu mu koy dedim. Hep çorba ,hep çorba mı olur anneee demeler. Kendi keyfine bıraksam yemek seçmeyi öğrenecek, onun keyfine göre değil de kendi keyfime göre hareket etsem bu sefer de direnç geliştirip, bazen kusmaya kadar götürüyor işi. Ama ben yine de annelerin hazırladığı mönünün çocuklara yedirilmesi taraftarıyım. Yanlış mı düşünüyorum? Televizyon izleyemezsin deyip televizyon kozunu ortaya koyuyorum hemen. En hassas noktası. Hem ağlıyor, hem yiyor ozaman. Dün akşam da televizyon cezası aldı benden. Oturma odasındaki koltukların üzerinden kanapeye zıplamış. Ben mutfakta bal kabağı soymakla meşgulüm. Babamız da salonda tv. seyrediyordu. Bizim kız da kendi başına istediğini gibi zıplamış durmuş.Kan ter içinde yanıma geldi ve bana bir şeyler anlatıyor nefes nefese. Biliyor musun anne ben zıplamayı başardım. Ayy terledim ama başardım diyor. Saçlarının dipleri terli. Ne olduğunu, neyi başardığı için bu kadar sevinçli bunu oturma odasının halini görünce anladım. Kızdım. Televizyonu kapattım. Ağlamaya başladı. yatırmaya göndereceğimi de ekledim. Sustu. Sesi kesilince biraz sonra bakiim ne yapıyor dedim ken kendime. Salona babasının koltuğunun altına sığınmış, televizyon izliyor. Babaya da cezalı çocuğa televizyon izlettirdiği için televizyonu kapama cezası verdim. Burada amacım bir ceza verilmiş, çocuğun bunu mutlaka çekmesi yönündeydi. Baba mırın kırın etti ama bunu ona da anlattım. On dakika sonra Selin"in cezası bitti dedim. Ama artık Selin televizyon izlemedi. kendi kendine oyun kurmuş, salonda oyun oynuyordu.Oyundan zor koparıp yatmaya ikna ettim.

Hiç yorum yok: