29 Mart 2006 Çarşamba

Selin'in Hastalığı

Ve yine Selin hastalandı. Cumartesi günü banyo keyfi yapmıştı. O günün gecesi her üzerini kontrol ettiğimde kendisini açık buldum. Pijaması buz gibi olmuştu. Pazar gecesi korkulan oldu ve Selin ateşlendi. Sabahleyin babası öğlene kadar baktı. Öğleden sonra da ben izin alıp baktım. Yalnız ateşi 38C dı. Doktora götürdüm. Kulağının iyi olmadığını, öksürü için ise akciğer grafisi çekilirse daha iyi olcağını ama antibiotiğe devam etmemizi söyledi ve yazdı. 10 gün kadar önce antibiotik bitmişti, tekrar mı kullanacak? Canım sıkıldı. İlacını almadan eve geldim. Yarın daha büyük bir merkeze, uzman doktora götürmeye karar verdim. Ağrı kesici ateş düşürücülerle ateşi pek düşmedi, tekrar yükseldi. Sabaha kadar ateş içinde idi. Beraber yatıyoruz. Her hareketine uyanıyorum. Onu cayır cayır yanarken bulmak beni çok üzdü. Ayrı yatmak lazım ama ayrı yatamayan çocuklar için böyle bir şeye razı olmaktan başka tek çözüm onları korku içinde tek başlarına uyumalarını beklemek, buda ne kadar doğru olur? Neyse sabah babamız bizi hastahanaye götürdü. Sürekli kulağı için gittiğimiz ve ameliyatını yapan doktorunu bulup çocuğu gösterdik. Sinüzit filmi istedi, çektirdik. Benim açımdan çocuğun durumu iyi, bir de çocukcuya götürün dedi. Bizim de niyetimiz zaten öyle olduğundan çocuk doktoruna da muayene yaptırdık. Soğuk algınlığı dedi üç kalem ilac yazdı. Biz hastahanede öğlene kadar bu işleri bitirdik. Selin de aç olarak ordan oraya bizimle dolaştı. Bir ara kucağımda taşısam mı diye de düşündüm ama artık eskisi gibi değil ki büyüdü. 5 yaşını doldurduğu için boyu posu kilosu buna müsait değil. Arabada yanıma aldığımı haşlanmış yumurtanın sarısını yedi sadece. Karı koca gönül rahatlığı içinde eve geldik. Kulağı iyi çıktı, ciğerleri temiz çıktı, bu ateş de ateş düşürücülerle zamanla geçecektir diye teselli olduk. Eğer tekrar ayrıca uzman doktora götürmesek ve ileride bir başka hastalığa tutulmuş olsa idi, götürmedik te acaba ondan mı oldu diye kendimizi suçlayacaktık.Vicdanen rahatladık. Hiç bir ateş düşürücü kullanmadım. Takip ettim. Artık tamami ile ateşi düştü. Yine koltuk tepelerinde dolaşmaya başladı. Babasının üzerinde tepinmeye çıkınca iyileştiğine ve yarın kreşe gideceğine karar verdik. Ama kazın ayağı hiç de öyle değilmiş. Gece yine ateşi çıktı yavrunun. Sabaha kadar döndü, üzerini açtı durdu. ben de nöbetçi hemşire olarak iki de bir elimi alnına koyup sıcaklık kontrolu yaptım. Artıyor mu, aynı mı? Çok fazla yükselmediğine ve sabit kaldığına karar verdim. sabah uyanınca ateşine bakarız dedim. Bütün gece durmadan su isteyip içti. Bu da vücudu için iyi tabii ki. Ateş ile kaybettiği suyu yerine koyuyor diye düşündüm. Ve ben işe geldim., Babamız evde Selin"e bakacak. Kahvaltısından sonra ateşini ölçüp bildirdi. 37,5 C imiş. Ateş düşürücü verdi. Bence gerekli değildi ama ateşe bağlı vücudunda meydana gelen ağrıyı alır diye tamam dedim. Bütün gün beni telefonla taciz etti durdu. İş yerime gelmek istiyor. Niçin başkanımdan izin alıp onu götürmemişim.Anne şu iş konusunu bir açalım da konuşalım demiyor mu? Büyük insan gibi.

16 Mart 2006 Perşembe

Çanakkale Savaşları! 18 Mart

3 veya 4 defa Çanakkale Şehitliğini gezdim. Mehmetçiklerin bizi, yurdumuzu savunmak için seve seve kanını, canını verdiği yerlerde bulundum ve o havayı teneffüs ettim. Yurdumuzun kıymetini anlamak için okumak yeterli değil, o şehitlikleri, yaratılan destanları, bu mücadelenin yapıldığı yerleri görmeli . Hepsi şehit düşen alayın mezar taşlarını görüp de bastığımız toprak için hayatta en değerli şeyi olan yaşama hakkından vazgeçen Mehmetçiklerimizin yarattığı destanları görmeli.

9 Mart 2006 Perşembe

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Bütün kadınlarımızın günü mü bu gün? Ezilmişliğimizin, acizliğimizin, dışlanmışlığımızın tescil edildiği bir gün bu gün. Niçin Dünya Erkekler Günü yok? Onlar ezilmiş, aciz, çaresiz bırakılmamışlar ki! Bence bu gün erkekler günü olmalı. Kadınları ezdikleri, aşağıladıkları bu gün vasıtası ile biz dünya kadınları tarafından onlara hatırlatılmalıydı. Şimdi bir çok kişi benimle aynı görüşte olmayacaktır. Bir çoğu da aynı görüşü benimseyecektir. En eğitimli, kültürlü erkek dahi kadını küçümser, hatta bazen aşağılar ve darp da uygular. Ama hiç bir kadın erkeği aşağılamaz, ona insan olduğu için saygı duyar, hoşgörü gösterir. Evlenmeden önce babasına, erkek kardeşine, evlendikten sonra ise eşine, oğluna, hep insan oldukları içindir saygısı, sevgisi. Çalışma hayatında kadınlar yerini almaya başlamıştır ancak yine de asıl yeri ev işleri, asıl sorumluluğu halen evdir . Karı-koca işten eve gelinir, erkek eline ya gazetesini alır veyahut da kendisini meşgul edecek bir kanal açarak televizyonun karşısına oturur. Hanım böyle yapabilir mi? O mutfağa girmeli, yemek pişirmeli, masayı hazırlamalı, küçük çocukları var ise çocukların sevgi ve ilgi arayışlarına cevap vermeli, onlarla da kaşla göz arasında ilgilinmelidir. Yemek sonrası mutfağı toplayacak, çay veya meyveyi hazırlayıp getirecek, eşi ve çocuklarının diğer isteklerine yetişmeye çalışacaktır. Belki de çoğu zaman hiç oturmadan yatağa girecektir. Türk toplumunun aile yapısı içinde erkeğin her zaman ayrıcalıklı bir yeri olmuş ve halen de olagelmektedir. Günümüzde artık bilgi paylaşımı o kadar arttı ki insanlar pek çok şeye rahatlıkla ulaşır hale gelmiş olmalarına rağmen bu erkek egemen yaşayış acaba Türkiye"de niçin değişmemekte veya ağır bir değişim göstermektedir? Erkek eş annesinin ve diğer aile fertlerinin yanında eşine niçin daha kırıcı ve kaba davranmaktadır? Niçin bir bardak suyunu bile eşinden istemektedir? Eşinin " Kendin Alsana" cümlesine hemen eşini bir kenara çekip " Bana annemin yanında bir daha böyle söyleme "diye niçin tehditte bulunmaktadır? Annesine bir gösteriş mi yapmaktadır yoksa annesinin onu öyle görmek istediğini sandığı veya bildiği için mi o şekilde davranmaktadır? Yukarıdaki bu görüşlere sizler de eminim ki daha pek çok örnekler verebilirsiniz. Anneler, ablalar olarak erkek çocuklarımızın, kardeşlerimizin yetiştirilişinde bizden önceki nesilin yapmış olduğu erkek egemen anlayışı ile davranmayalım. Onları diğer kız çocuklarımızdan farklı bir çocuk gözüyle görmeyelim ki ileride bu çocuklar birilerinin kocası, babası olduklarında şu anki yakınmalarımızı doğrulayacak davranışlar içinde bulmayalım. Konuyla ilgili yorumlarınızı paylaşırsanız memnunluk duyarım.

3 Mart 2006 Cuma

Yaşamımdan

Bu haftayı hastalıkla atlattım. Kendimi çok yorgun hissediyorum. Selin canavarı bana rahat verirse hafta sonu evde dinleneceğim. Belki bir kaç yeni tarif de denerim. Eğer değişik bir şeyler yaparsam burada sizlerle paylaşacağım. Arkadaşlar güzel, değişik tariflerinizi yazarsanız sevinirim. Hepinize iyi bir hafta sonu diliyorum. Hoşçakalın. 06.03.2006 bu gün öğleye kadar hastahanede kan sonuçlarımı almak için bekledim. iki tahlilim biraz yüksek çıkmış. sonra bir ara tekrarlayacağım. Hava bu gün iyi ama bir iki gün içinde soğuklar gelecekmiş. Hazırlıklı olalım. 07.03.2006 Merhabalar Bu sabah İstanbul yağmura uyandı.Yarından itibaren kar geleceğini duyurdu medya. Bekliyoruz efendim. Bekliyoruz. Mart ayı Martlığını yapsın diimi ama. Ne demişler MART KAPIDAN BAKTIRIR KAZMA KÜREK YAKTIRIR. Bu ünlü atasözünü bir kere daha andık, hatırlatık. Zaten unutursak Mart ayı bunu hatırlatacaktır. Hafta sonu yeni tarif olarak katmer yaptım ilk kez. Fena olmadı. Dairede arkadaşlara söyledim. Onlar tahin ile yağ sürebileceğimi de söylediler. Ayrıca portakallı kek yaptım efendim. Tarifini yazacağım elbette. 08.03.2006 Çarşamba Bu sabah 4. levent"te kar yağışı vardı. Eşim araba ile beni metro"ya kadar bıraktı. Trafik te bayağı yoğun idi. İşe geç kaldım.Öğlen dışarı çıkmadım. Odamda oturup kitabımı okumaya devam ettim. 20.03.2006 Epey bir aradan sonra günlüğümle size merhaba demiş oluyorum. Mart ayının iki önemli özelliği var bana göre. Birincisi baharın habercisi olması ikincisi ise Çanakkale Deniz Savaşının kazınılmış olması. Şehitlerimizi kalbimize gömdük. Onları Allah Rahmet eylesin diyorum.İnsanlar bu önemli günde 18 Martta akın akın gitmişler ziyarete şehitlerimizi. Buraya kadar iyi çok güzel. Ben en son geçen yıl gittim ve şehitliklerimizin çevresinin ören yeri gibi kullanıldığını ve pis bırakıldığını görmüş, çok üzülmüştüm. Hatta Çanakkale Valiliğine bir yazılı müracaatta bulunmayı bile düşünmüştüm. Yerli ve yabancı turistin yılın her mevsiminde ziyaret ettikleri bir yer Gelibolu Yarımadası. Umarım temizlik için bir çözüm üretilmiştir. 28.04.2006 Önümüzdeki hafta 5 gün izine çıkıyorum. Dinlenmek için değil inanın. Eşim diz kapağından ameliyat olcak. Onun için. Umarım iyi olacak. Geçen yıl diğer dizinden olmuştu. Yalnız beni düşündüren bir şey var: Ameliyat gecesi yanında nasıl kalacağım. Biliyorsunuz küçük bir canavarımız var. Onu bırakacak kimse yok. O sorunu çözersek işler daha iyi olacak. Bir hafta ayrılıktan sonra görüşmek, sizlere neticeyi bildirmek üzere hoşçakalın.