Merhaba hüzün, içimdeki acı merhaba. Duygularım artık incinmiyor, yüreğim neden bu kadar katılaştı? Acıların yoğunlaşması mı buna sebep? Ah doya doya içini döküp paylaşamamak, sessiz çığlıkların içinde yankılanması, haykıramamak, ağlayacak bir omuz bulamamak, dünyada gölge gibi yaşamak ne zormuş bunları yıllarca bedeninde taşımak.
Kendini kendin olarak yaşayamamak, her şeye eğilmek, sessizce yenilmek ve bunun için kendine öfke duymak... Artık baş kaldırıyorsunuz bana. Halbuki ben boynumdaki bu köle zincirimle ne güzel yaşadığımı sanıyordum. Ne oldu da küllerimden bir başka ben yaratıp benim içime soktunuz da beni asi eylediniz? Memnun musunuz bu yaptığınızdan?
Şimdi beni yeni başlangıçlar yapmaya zorluyorsunuz. Ama ben korkuyorum yeniliklerden, ürkmekteyim. Ne olur beni yine zincirimle bırak, ben zincirlerim olmadan yapamam ki. Yıllarca benim boynumdaydı. Evde, işte, misafirlikte, uyurken, banyo yaparken... Ben zincirimle bir bendim. Onunla ben bir bireydim.Şimdi bana diyorsun ki kır zincirini de özgür ol! Hayır, asıl o zaman ben özgürlüğümü yitirmiş olmaz mıyım ki... Ne diyorsun şimdi buna sen?